Fetö İle Mücadelede İstikrar Sorunu

Fetö İle Mücadelede İstikrar Sorunu

Fetullahçı Terör Örgütü’nün  15 Temmuz’da teşebbüs ettiği hain girişimin üzerinden henüz bir sene bile geçmedi. Geçen zaman içerisinde bu yapılanmanın oluşturduğu tahribat, mevcut yapılarının ne kadar köklü olduğu ve devletin tüm kanallarına ne derece nüfûz ettikleri her geçen gün daha da ortaya çıkmaktadır. Fakat buna rağmen milletin bu hain yapılanmaya olan öfkesi, kini ve tepkisi malesef bir saman alevi gibi parladı ve söndü. 15 Temmuz gecesi ortaya konulan kararlı ve mücadeleci ruh kaybolmaya yüz tuttu.

Türk milletinin, kendi tarihini, yaşanan acıları ve menfî tecrübeleri ne kadar çabuk unutan bir millet olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Bu yaşadığımız kötü tecrübelere karşı zamanla duyarsızlaşmamız ve şuur kaybmımızın neticesinde doğal olarak bu mâlum terör örgütü ile olan mücadelede zaaflar yaratacak durumlar ortaya çıkmaya başladı.

Bizim bu zaafiyetimiz dışında bu yapılanmanın kripto temsilcilerinin de bir şekilde faaliyetlerini sürdürmeye devam etmesi ve bizi şuursuzlaştırmaya, algılarımızı yönetmeye başlamalarıda durumun milletimiz ve devletimiz için ne kadar tehlikeli olmaya başladığının bir göstergesi sayılmaldır. Bundan ziyâde, bizim milletimizin insanî ve merhametten beslenen damarını iyi bilen bir takım kirli odaklar, bilhassa da bu yapının arkasındaki küresel güç ve isimler, özellikle de bizzat bu yapının temsilcileri çeşitli algı operasyonları ve psikolojik faaliyetler ile halkımızın ve onunda ötesinde bürokrasimizin mücadele azim ve kararlılığını etkilemeye başladı. Nitekim FETÖ ile mücadelede mevcut gündem tahlil edildiğinde, milletin tepkilerinde ve söylemlerinde değişmelerin olmaya başladığı, FETÖ ile mücadelede eski kararlığını azaldığı, insanlarımızın yaşananları çabuk unuttuğu gözlemlenmektedir.

Mücadele azminin kırıldığını fark eden bir takım mihraklar, bu örgüte mensubiyetleri dolayısı ile haklarında işlem başlatılmış veya açığa alınmış kişiler üzerinden vicdan ve merhamete dayalı FETÖ propagandası yapılmaktadır. İnsanlarımız bir şekilde psikolojik algı yönetimine mâaruz bırakılmaktadır.

Öyle ki bir şekilde bu örgütle ilişkisi olduğu tespit edilmiş ve bundan dolayı hakkında hukukî işlemler başlatılmış kişiler üzerinden mağdur edebiyatı yapılmakta ve bir şekilde toplumun vicdanı üzerine oyun oynanarak bu yapılanma ile olan mücadele zaafa uğratılmak istenmektedir. Bu örgüte karşı olan milletin kararlılığını ortadan kaldıracak psikolojik oyunlar oynanmaktadır.

Özellikle devletinin önemli temsilcileri durumunda olan başta bir takım Bakanlar, Milletvekileri; bunların da dışında Hayreddin Karaman, Hakan Albayrak gibi az çok bir kitleye hitap eden kanaat önderlerinin bu minval üzere yaptığı yorumlar, bu mücadelede kararlılığı ve devleti bu yapıdan temizleme işleminin etkisini azalmakta ve kafa karışıklığı yaratmaktadır.

Yukarıda isimlerini zikrettiğimiz isimler belirli bir okur kitlesinie sahip olan ve onların kanâat önderi olarak tanınmış isimler olması hasbiyle bu tavırları, bu yapılanma ile olan mücadeleyi zaafa uğratmaktadır.

Bu örgütün beslendiği dini kaynak ile oluşturdukları dini fikirlerin İslâm inancı ile hiç bir alakası olmadığı, kendi menfaatleri temelinde İslâmî kimliğe bezenmiş kendi dinlerini oluşturdukları mâlum. Özellikle İslamî bir duygu, fikirsel alt yapı ve Kuranî imana sahip olsalar böyle bir yapılanma içerisinde bunmaz ve asla mensubu olmazlardı.

Tüm bunların bilinmesine rağmen Hayreddin Karaman gibi kanâat önderleri hâlen daha, “tövbe” gibi İslami bir esâsı nasıl olurda bu insanlar ile bağdaştırarak. Bu yapının tövbe eden mensuplarının affedilmeini talep etmektedir. Bu tamamen akla ve hayâle durgunluk verecek bir söylemdir.

Bu yapılanma mensupları zaten İslamî bir duygu ve düşünce içerisinde olmuş olsalardı asla bu yolda olmazlardı. Hayreddiin Karaman özelinde aynı düşünceye mensup olanlar malesef bu yapının bir şekilde algı yönetiminin bir parçası olmakta ve açıkçası onların ekmeğine yağ sürmektedirler.

Hâlen daha kripto olarak devlet içerisinde faaliyetlerini sürdürüren, hatta dış küresel güçlerin üzerinde desteği olan bu örgütün eski fedâilerinin bir şekilde tövbe adı altında affedilmesi demek kendi kafamıza kurşun sıkmaktan başka bir şey değildir. Bu insanların gerçekten hatalarını görüp yanlışlarından dönmeleri kolay olacak bir iş olmadığı gibi böyle bir dönüş mümkün dâhi görünmemektedir.

Kendisinin mağdur olduğunu ifâde eden ve bu yapı ile bir şekilde ilişkisi olan kişiler bilhassa kandırıldıklarını hatta dini duygular ile kandırıldıklarını söylemektedirler. Böyle bir şey mümkün olmakla birlikte emin olun hiç bir şey bu kadar masum değil. İş sadece dini duygu meselesi değildir. Bu yapının insanları nasıl kolaylıkla önemli mevkilere getirdiği, mensuplarına kolaylıkla memuriyetler ve önemli görevler verdikleri göz önünde bulundurulunca. Bu mâlum yapıya katılım sağlayan kişi ve kişilerin sadece dini duygu değil ondan daha önemlisi kişisel çıkar yâni kendi menfâtleri için bu yapıya dahil oldukları daha isabetli bir görüştür.

Kendi menfâtleri için her türlü karakter yoksunluğu örneği sergileyerek bu yapı ile bir zamanlar yol yürüyenler, şimdi değişen menfâetleri için farklı bir yol aramaktadırlar ve kendilerini mağdur olarak gösterip vicdanlarımızı sömürmektedirler.

Eğer bu örgütle kararlı bir şekilde mücadele edilmek, devletin temizlenmesini sağlamak, kripto FETÖ mensuplarının bulunması ve ardından da bir şekilde maddi ve manevi yaralarımız sarılmak isteniyorsa. Asla ve asla kolay kolay duygusallığa kapılmamamız gerekmektedir. İyi düşünüp sağlıklı kararlar vermeli, çok düşünüp bir söylemeliyiz. 15 Temmuz gecesindeki âzim ve kararlılığımız bir şekilde nihai başarı sağlayıncaya kadar devam etmelidir.

Devletimiz, halkın bu mücadele ile ilgili zâafa uğrayan azmini ve kararlılığını bir şekilde ayakta diri tutmak zorundadır. 15 Temmuz gecesi ve daha önceleri yaşananlar asla ve asla unutulmamalı ve unutturulmamalıdır. Bu konu ile ilgili olarak başta devlet olmak üzere ardından da muhtelif sivil toplum kuruluşları çalışmalar yürütmelidirler. Küresel güçlerin ve FETÖ’nün algı yönetimine ve bilgi kirliliğine karşı devletimiz halkının zihinlerini, kararlılık ve azmini korumak zorundadır. Her şeyden önce devletin selâmeti için gerekli olan budur.

Selam ve dua ile.