Fetö Mensupları “Salağa Yatıyor”

Fetö Mensupları “Salağa Yatıyor”

Mâlum şifâhi yâni sözlü kültürün baskın olduğu bir milletin mensuplarıyız. Sözlü kültürün toplumumuzda baskın olmasının siyasi, sosyal ve ekonomik vs gibi muhtelif bir çok sebebi söz konusudur. Tabii bunlar içerisinde en temel faktör hiç şüphesizdir ki, konar göçer bir toplum oluşumuzdur.

İşte bu sebepledir ki, bizim toplumumuzun hafızasında, toplumun bireylerinin yaşadığı tecrübelerden çıkardığı bir çok husus mâlumunuzdur ki deyim ve atasözlerimizi yaratmıştır. Bu deyimler içerisinde ise günlük hayatta sıklıkla kullandığımız “salağa yatmak” deyimi önemli bir yere sahiptir. Kendini akıllı sanan, bahane üreten, kendini bir şekilde mevcut durumdan sıyırmaya çalışan kişiler için “salağa yatmak” tabirini kullanırız. Bu tâbir âdeta kavramlaşmıştır.

15 Temmuz sonrası yaşanan bir çok gelişmeler, özellikle de “FETÖ” mensuplarının ve bir şekilde bu örgüt ile geçmişte bir bağı olanların mevcut polemikleri ben de bu insanların salağa yattığı kanaatini oluşturdu. Özellikle bu kişiler 15 Temmuz sonrası sözlerinde ağırlıklı olarak bahaneler üreterek kandırıldıklarını, dini duygularının sömürüldüğünü ve bu şekilde bu örgütle yakınlaştıklarını, hiç bir menfaatlerinin olmadığını ifâde etmektedirler. Bu tür söylemlerde bulunan kişilerin bahaneleri açıkçası “salağa yatmaktan” başka hiç bir şey değildir.

Bu “salağa yatmanın” şu ana kadar başarılı yönetilen bir algı yönetimi olduğunu ve iyi bir manipülasyon olduğunu ifâde etmemiz gerekmektedir. Özellikle insâniyete, vicdana, samimiyet ile kolay bağışlayan bir kişlik  özelliklerine sahip olan Müslüman Türk toplumunu “salağa yatarak ve masum görünerek” kandırmak çok kolay bir iştir. Bu millet malesef bu acı tecrübeyi bir çok kez yaşamıştır. İç ve dış mihraklar tarafından bu hasletlerimiz her zaman zaaf olarak görülmüş ve manipüle edilmek istenilmiştir. Milletimizin, aslında insânî olarak, müspet ve ince hasletleri malesef bizi kolaylıkla manipülasyona açık bir toplum haline getirmektedir. Özellikle bu hususu iyi bir şekilde bilen ve kavrayan kişi ve gruplar başarılı bir “toplum mühendisliği” ile bizi yönlendirmektedir.

Başarılı yürütülen bu algı operasyonları malesef “FETÖ” ve mensupları ile olan mücadelemizi zaafa uğratmaktadır. Bu örgütün faaliyetlerinde asla affedilecek ve mazur görülecek bir taraf yoktur. Hatta ne olura olsun 15 Temmuz gecesinde yaşananlardan sonra asla ve asla bu örgütün hiç bir faaliyeti mazur gösterilemez. Mensupları ne olursa olsun kolaylıkla affedilemez.

Bu yapının(FETÖ) besleyicisi ve yönlendiricisi hiç şüphezidir ki küresel sistemin önemli aktörleridir. Bu vesile ile bu örgüt Batı, yâni Amerika ve Avrupa kamuoyunda bir “lobi” oluşturmuştur. Bu lobinin Avrupa ve Amerika’da ki medya ve sivil toplum kuruluşları ile ortak  faaliyetleri neticesinde malesef Avrupa ve Amerika kamuoyu yanlış bilgilendirilmekte, Türkiye’ye karşı olumsuz bir imaj yaratılmakta ve özellikle de “FETÖ”nün faaliyetleri meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Bu çok ciddi ve önemli bir durumdur. Devletimiz,  ülkemiz içerisinde olduğu kadar bu yapının mensuplarının yurt dışındaki “algı yönetimi” ve “lobi” faaliyetlerine karşı da bir politika izlemeli ve önemli adımlar atmalıdır.

Hulasası kimin “salağa yattığının” iyi bir şekilde ortaya çıkarılması gerekmektedir. Başta devletimiz ve bürokrasimiz olmak üzere toplumumuzun her ferdi bu örgütün bütün faaliyetlerine; özellikle de 15 Temmuz sonrası kripto mensupları tarafından yürütlen algı operasyonu, propaganda ve manipülasyona karşı dikkatli ve uyanık olmak zorundadır. 15 Temmuz, bu hain yapı ile yapılan mücadelenin çok önemli bir mücadelesiydi; fakat mücadele henüz bitmedi. Bu örgüt kripto mensuplarının aracılığı ile devlet ve milletimize karşı faaliyetlerine halen devam etmektedir. Ülkemizin ve milletimizin geleceği için tarihin bu en önemli dönüm noktalarından biri olan bu mücadeleyi kazanmak, ülkemiz ve milletimiz olarak Allah’ın izni ile selâmete çıkmak zorundayız.

Allah yardımcımız olsun.

Selam ve sevgiler…